Benim için psikoloji; tekniklerin, tanıların ya da ezber cümlelerin alanı olmaktan çok, insanın kendiyle ilk kez gerçekten temas edebildiği bir eşik demek. O yüzden mesleki duruşum, acele eden bir yerden değil; bekleyebilen, dinleyebilen ve olanı olduğu gibi tutabilen bir yerden şekillendi.
Psikoloji ve ruh sağlığı alanına yaklaşımım, insanı yalnızca tanı, semptom ya da teknikler üzerinden değil; yaşam öyküsü, ilişkisel deneyimleri ve bedensel varoluşu ile bir bütün olarak ele alma anlayışına dayanır. Benim için meslek, “uygulanan yöntemlerden” çok, kurulan ilişkiyle anlam kazanır.
Çalışmalarımda; insanın yaşadığı zorlukları kişisel bir yetersizlikten ziyade, çoğu zaman gelişimsel koşulların, ilişkisel deneyimlerin ve erken dönem ihtiyaçların karşılanmamış olmasının bir sonucu olarak görmeyi öncelerim. Bu nedenle mesleki duruşum, suçlayıcı ya da düzeltici değil; anlamaya, eşlik etmeye ve güvenli bir zemin oluşturmaya odaklıdır.
Etik benim için yalnızca meslek kurallarına uymak değil; aynı zamanda sınırları gözetmek, yetkinliğin farkında olmak ve her durumda şeffaf kalabilmektir. Bu sebeple çalışma alanlarımı ve sunduğum hizmetleri açıkça tanımlar; aktif olarak yürütmediğim klinik hizmetler konusunda net bir duruş sergilerim. Bilginin gücüne olduğu kadar, bilginin nerede durması gerektiğine de inanırım.
Mesleki yolculuğum boyunca edindiğim bilgi ve deneyimleri, “herkese uyan tek bir doğru” olarak sunmaktan özellikle kaçınırım. Çünkü her insanın hikâyesi, ritmi ve iyileşme yolu kendine özgüdür. Benim yaklaşımım; bu özgünlüğe saygı duyan, kişinin kendi iç kaynaklarını ve regülasyon kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen bir çerçevede ilerler.
Akademik çalışmalarım, klinik gözlemlerim ve eğitim faaliyetlerim boyunca temel amacım; psikoloji bilgisini erişilebilir kılarken basitleştirmemek, derinleştirirken karmaşıklaştırmamak olmuştur. Travma ve bağlanma alanında çalışırken, insanın kırılganlığı kadar potansiyelini de görünür kılmayı önemserim.
Çalışmalarım ağırlıklı olarak; gelişimsel travma, erken dönem bağlanma yaralanmaları, regülasyon bozuklukları ve kuşaklararası travma aktarımı üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu alanlarda; bağlanma temelli, gelişimsel ve beden odaklı yaklaşımlar doğrultusunda klinik çalışmalar, eğitimler ve süpervizyon süreçleri yürütmekteyim.
Birleşik Krallık’ta yürütülen mesleki etik ve CPD gereklilikleri doğrultusunda, mesleki gelişimime her yıl düzenli olarak devam etmekteyim. Travma, bağlanma ve gelişimsel psikopatoloji alanlarında güncel bilimsel ve klinik yaklaşımları takip etmeyi; aldığım eğitimleri klinik pratiğimde etik sınırlar ve yetkinlik çerçevesinde bütünleştirmeyi önemsiyorum. Mesleki gelişimi, yalnızca zorunlu bir yükümlülük değil; danışanlarla kurulan ilişkinin güvenliği ve kalitesi açısından temel bir sorumluluk olarak görüyorum.
Bugün mesleğimi; öğrenmeye devam eden, sınırlarının farkında olan ve her yeni bilgiyle kendini yeniden gözden geçiren bir yerden sürdürmeyi seçiyorum. Benim için bu alan, “tamamlanmış olmak” değil; sürekli olgunlaşan bir mesleki duruş anlamına geliyor.
Doğma büyüme İstanbullu olan Rümeysa Demirörs, lise eğitimini İstanbul Akşemsettin Anadolu Lisesi’nde yabancı dil ağırlıklı programda tamamlamıştır. Akademik başarısı sayesinde kazandığı burs ile İngiltere’de University of Essex’te psikoloji lisans eğitimini tamamlamıştır. Lisans eğitiminin ardından, gelişimsel bakış açısını güçlendirmek amacıyla pedagoji alanında ek eğitimler almıştır.
Akademik yolculuğuna Birleşik Krallık’ta devam eden Rümeysa Demirörs, suç psikolojisi alanında yüksek lisans yapmış; bu süreçte özellikle kuşaklararası aile travmaları, erken dönem bağlanma örüntüleri ve suç davranışı arasındaki ilişkiler üzerine yoğunlaşmıştır. İlk araştırmasını, çocukluk travmaları ile yetişkin psikopatolojisi arasındaki ilişkiyi ele alan bütüncül bir perspektifle tamamlamıştır.
Bu klinik ve akademik gözlemler doğrultusunda, erken çocukluk döneminin psikolojik ve nörobiyolojik gelişimdeki belirleyici rolünü daha derinlemesine incelemek amacıyla yüksek lisansını University of Edinburgh bünyesinde Klinik Odaklı Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı alanında tamamlamış ve uzmanlık yönelimini bu alana taşımıştır.
Mesleki yaklaşımı; Daniel J. Siegel’in Interpersonal Neurobiology modeli, Gabor Maté’nin gelişimsel travma ve bağlanma çalışmaları, Peter A. Levine’in beden temelli travma kuramı ve Bessel van der Kolk’un nörobiyoloji temelli travma yaklaşımı ile şekillenmiştir. Rümeysa Demirörs; bağlanma odaklı psikanalitik psikoterapi, içsel çocuk çalışmaları, öz-şefkat temelli travma terapileri, somatik ve beden temelli yaklaşımlar ile gelişimsel travma modellerini bütüncül bir çerçevede ele almaktadır.
Hâlen NDCN bünyesinde sinirbilim alanında ileri düzey eğitimine devam etmekte; doktora öncesi çalışmalarını Gelişimsel Nörobilim ve Klinik Psikopatoloji (Travma & Bağlanma) odağında sürdürmektedir. Ayrıca Harvard / MGH destekli akademik ve klinik programlar kapsamında travma, duygudurum bozuklukları ve zihin–beden etkileşimi üzerine ileri eğitimler almıştır.
Londra’da bağlı bulunduğu özel bir klinikte araştırmacı ve psikoterapist olarak görev almakta; travma ve bağlanma alanında çalışan ruh sağlığı uzmanlarına süpervizyon desteği sunmaktadır. Türkiye’de ise travma ve bağlanma temelli online eğitimler ve mesleki gelişim programları yürütmektedir.
Londra’da yaşamaktadır. Tüm mesleki çalışmalarını, uluslararası etik ilkeler ve yetkinlik sınırları gözeterek yürütmektedir.

Psikolog